22 Mayıs 2012 Salı

SURİYE’NİN RUSYA İÇİN STRATEJİK ÖNEMİ

23 Şubat 2012, 12:42
Bu makale 198 kez okundu
SURİYE’NİN RUSYA İÇİN STRATEJİK ÖNEMİ
Rusya, Suriye’nin arkasında daha ne kadar durabilecek? veya Esad sonrası dönem için Rusya kendini en kötü senaryoya göre mi hazırlıyor? Son dönemde beklide uluslararası platformlarda uzmanların birbirlerine en çok sordukları sorulardan sadece birkaçı. Esad’ın “Ben ülkemi teröristlere karşı savunuyorum” sözleri halen medyada tartışıla dursun, Suriye’de ölen Suriyelilerin sayısını on bine yaklaşmaktadır. 
1990’lar, SSCB’nin dağılması ile neticelenen Soğuk Savaş döneminin sonu olarak tarihe geçti. Görünürde Rusya, bu “savaştan” mağlup ayrılmıştı ve etki alanlarından bir bir çekilmek zorunda kalmıştı. Küresel gücünü yitiren Rusya, “arka bahçesi” olarak gördüğü toprakların, Amerika’nın istediği gibi “kukla oynattığı” coğrafyalar olmasına engel olamamıştır. Nitekim Putin’in devlet başkanı olmasıyla birlikte Rusya için eski Sovyet topraklarında yeniden etki alanı oluşturma şansına sahip olmuştur.

Suriye, Rusya için emniyet bölgesiydi

Suriye için Rusya, Soğuk Savaş boyunca en iyi “dost” devlet konumundaydı. SSCB dağılmadan önce dış politikasını Rusların perspektifine göre şekillendiren Şam yönetimi, bunun yanında tüm silahlı kuvvetlerini Rusya’dan aldığı destekle modernize ediyordu. O dönemde yapılan milyar dolarlık silah anlaşmalarıyla iki ülke ortak çıkar, menfaatler doğrultusunda yol izliyordu. Suriye’nin jeopolitik konumu, Sovyet Rusya’nın ABD’nin Orta Doğu’daki stratejilerini uygulamasına karşı “emniyet sübabı” görevi görmekteydi.
17-18 Şubat tarihlerinde Rusya’da düzenlenen uluslararası toplantıda en hararetli tartışmalardan biri “Orta Doğu’da dönüşüm ve Rusya’nın Çıkarları” başlığında gerçekleşmişti. Genel olarak Suriye’nin durumunun analiz edildiği oturumda Rusya’nın genelde Suriye’de gerçekleşecek her türlü senaryoya hazırlıklı olduğu izlenimi oluşmuştur. Moskova yönetimi Suriye’de yaşanılanları devrim hareketi olarak görmemekte, aslında içerdeki muhalif grubun dış destekle rejime karşı kışkırtılması olarak değerlendirmektedir.

Rusya, Suriye’ye yönelik dış müdahaleyi reddediyor.

Suriye de hakim olan kaos havasının dış müdahale olmaksızın ülke içinde rejimle muhalif gruplar arasında mutabakat sağlanarak sonlanması, Rusya’nın savunduğu çözüm yollarından biridir. Moskova’da bu görüşün hakim olmasının en büyük sebebi kuşkusuz başta ABD olmak üzere Batı’nın ülkeye müdahalede bulunmasıdır. Libya’daki operasyona ses çıkarmayarak büyük pişmanlık yaşayan Rusya, bu sefer böyle bir şeye izin vermemek için elinden geleni yapacaktır.
Libya her ne kadar yer altı enerji kaynakları bakımından zengin olursa olsun, Suriye enerji rezervleri olmamasına karşın bölgenin denge merkezini bünyesinde bulunduran bir ülkedir. Bunun yanı sıra enerji depolama bölgesi ve Şii koridorunun güvenliği açısından stratejik öneme sahiptir.

Moskova yönetimi Esad sonrası döneminde hazırlıklarını yapıyor.

Dolayısıyla Rusya, Suriye akıbeti için her ihtimali değerlendirmektedir. Bir yandan Esad rejiminin devamını savunurken, diğer taraftan ülkedeki muhalif kanatla görüşerek Esad sonrası Suriye’nin bütünüyle Batı’nın eline bırakmamanın planlarını yapmaktadır.
Ayrıca Suriye’deki kitle imha silahlarının geleceği kuşkuludur. Çünkü Esad rejiminin yıkılması sonrasında bu silahların bazı kontrolsüz grupların eline geçmesi özellikle İsrail’i tedirgin etmektedir.
Bilindiği üzere Suriye’deki Tarsus limanı Rusya’nın askeri üssüdür. 1970’li yıllardan beri Rusya’nın üssü konumundaki liman ülkenin Akdeniz’deki mevcudiyeti bakımından büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla bu üssün Rus güdümünde kalmaya devam etmesi, ABD’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki etki alanını sınırlayacaktır.

Arap Baharı, BOP’un bir stratejisidir.

Eski Sovyet coğrafyasında yaşanılan “renkli” devrimler sebebiyle başı çok ağrıyan Rusya, Arap Baharı sürecine ihtiyatlı yaklaşmaktadır. Önemle vurgulanması gerekir ki; Rusya, Arap Baharı’nın, ABD’nin Kuzey Afrika’yı da içine alan Büyük Orta Doğu Projesi’nin (BOP) bir parçası olduğunun farkındadır. Bölgeyi “özgürleştirme” ve “demokratikleştirme” sloganlarının Arap Baharı ile Büyük Orta Doğu Projesi için eş değer taşıdığını unutulmamalıdır.

Haftanın Sözü: “Ben bilmediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım.”
SOKRATES
 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    SON DAKİKA

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ARŞİV